“Fırtınanın İçinden Geleceğe: Robert Fitzroy”
Bütün bir yaz boyunca geceleri uykumuzu bölen, gündüzleri bizi klimaya muhtaç bırakan aşırı sıcaklarla mücadele ettik. Eğer ki bir çare bulamazsak maalesef ki hava sıcaklıkları artarak devam ederken beraberinde öngöremeyeceğimiz sorunlarıda getirebilir. İklim krizi ile mücadelenin en önemli adımlarından biri biliyorsunuz ki geleceği tasarlamak. Yani olabilecek her şeyi hesaba katarak ona göre adım atmak. Günümüzü planlarken eminim ki hepimizin ilk yaptığı şey hava durumunu kontrol etmek. Peki ilk resmî hava tahminlerini ne zaman yapıldı ve neden buna ihtiyaç duyuldu hiç merak ettiniz mi? Bütün bunlar bana yaklaşık 160 yıl önce yaşanan büyük bir afeti ve ardından bugünümüz tasarlayan bilim insanlarından birini hatırlatıyor. Şimdi size 19.yüzyılın en şiddetli fırtınalarından biri Royal Charter Fırtınasından bahsetmek istiyorum. Fırtına adını Royal Charter adında bir gemiden alıyor. Royal Charter muhteşem bir gemiydi. Gemide 200 altın madencisi ve ailelerinin büyük bir kısmı bulunuyordu ve bugünün parasıyla 150 milyon abd doları değerinde altın taşınıyordu. Avusturya’dan Liverpool’a giden gemi, yolculuğunun son gününde büyük bir fırtınayla karşılaştı. Fırtına, o güne kadar o bölgede görülmüş en büyük fırtınaydı; gemiyi kayalıklara savurdu, savrulmasına rağmen demir atmayı başaran gemi, demirin kırılmasıyla birlikte paramparça oldu ve yolculuk, içindeki insanların korkunç bir şekilde ölmesiyle son buldu. 132 geminin daha aynı kaderi paylaştığı afette sadece royal charter gemisinde hayatını kaybeden…
